
|
Anayasa Mahkemesi’nin İptal Kararı Sonrası Ceza Uzlaşması Halinde Sigorta Alacaklarının Durumu
Giriş
Ceza hukuku ile sigorta hukuku arasındaki ilişki, özellikle trafik kazaları ve diğer tazminat gerektiren fiiller açısından büyük önem taşımaktadır. Ceza hukukunda uzlaşma, mağdur ile failin anlaşarak kamu davasının açılmaması veya düşmesi sonucunu doğuran bir kurumdur. Ancak, bu uzlaşmanın mağdurun sigorta şirketine veya diğer sorumlulara karşı olan tazminat alacaklarını ortadan kaldırıp kaldırmayacağı uzun süredir tartışmalı bir konu olmuştur.
Bu bağlamda, Anayasa Mahkemesi’nin ilgili düzenlemeyi iptal eden kararı, sigorta hukukundaki alacak haklarını önemli ölçüde etkilemiş ve uzlaşma halinde mağdurun sigorta şirketinden olan tazminat talep haklarının korunmasına yönelik yeni bir hukuki çerçeve sunmuştur. Anayasa Mahkemesi 26/7/2023 tarihinde E.2023/43 numaralı dosyada, Anayasa’ya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değiştirilen 253. maddesinin (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin “Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;…” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.
Bu bağlamda uzlaşma görüşmeleri esnasında sağlıklı şekilde belirlenmesi güç olan veya öngörülmesi mümkün olmayan zararlara ilişkin açılacak davalar yönünden herhangi bir ayrım yapılmaksızın uzlaşma sağlandığında tazminat davası açılamayacağını düzenleyen kuralla ilgililere katlanamayacakları bir külfet yüklenmiştir. Sonuç olarak kuralda yargının iş yükünün azaltılması amacı ile mahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlama arasında makul bir denge kurulamadığı değerlendirilmiştir. Bu itibarla kuralın orantılık alt ilkesi yönünden ölçülülük ilkesini ihlal ettiği kanaatine varılmıştır. Bu makalede, söz konusu iptal kararının sonuçları ve sigorta alacaklarının nasıl korunacağı ele alınacaktır.
1. Ceza Hukukunda Uzlaşma ve Sigorta Hukukuyla İlişkisi
a) Ceza Hukukunda Uzlaşma Kurumu
Ceza hukukunda uzlaşma, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 253. maddesi kapsamında düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, belirli suçlar için taraflar arasında uzlaşma sağlanması halinde:
• Kamu davası açılmamakta veya açılmışsa düşmektedir.
• Fail, mağdura tazminat ödemeyi veya zararını gidermeyi taahhüt edebilmektedir.
b) Uzlaşmanın Sigorta Hukukuna Etkisi
Özellikle trafik kazaları ve iş kazaları gibi olaylarda, ceza davasında uzlaşma sağlanması durumunda, sigorta şirketlerinin tazminat ödeme yükümlülüğünün ortadan kalkıp kalkmayacağı tartışmalı hale gelmiştir.Bazı sigorta şirketleri, ceza davasındaki uzlaşmanın mağdurun zararı giderildiği anlamına geldiğini ileri sürerek tazminat taleplerini reddetme yoluna gitmiştir.
2. Anayasa Mahkemesi’nin İptal Kararı ve Gerekçesi
Anayasa Mahkemesi, CMK 253. maddenin ilgili düzenlemesini iptal ederek, uzlaşmanın sigorta alacaklarını ortadan kaldırmaması gerektiğine hükmetmiştir.
a) İptal Edilen Düzenleme
Önceki düzenleme, ceza davasında uzlaşma sağlanması halinde mağdurun tazminat haklarının da sona erebileceğini içeren bir yorum doğuruyordu. Sigorta şirketleri de bu durumu ileri sürerek tazminat taleplerini reddediyordu. Ancak günümüzde geçerliliği kalmayan düzenleme, kişilerin meydana gelen haksız fiil neticesinde uğradığı zararı önceden kestirmesinin güç olması nedeniyle kişilere külfet oluşturmakta olduğundan bahisle yeni düzenlemeye geçiş yapmak elzem hale gelmiştir.
b) Anayasa Mahkemesi’nin Gerekçesi
Anayasa Mahkemesi, iptal kararında şu gerekçelere dayanmıştır:
1. Uzlaşma, yalnızca ceza yargılamasını ilgilendirir: Uzlaşma süreci, ceza hukukuna ilişkin bir müessesedir ve yalnızca fail ile mağdur arasındaki cezai sorumluluğu ortadan kaldırır. Ancak bu durum, sigorta şirketinin veya üçüncü kişilerin tazminat ödeme yükümlülüğünü etkilemez.
2. Tazminat hakkı ayrı bir hukukî taleptir: Ceza davasında mağdurun uzlaşma sağlaması, onun maddi veya manevi tazminat hakkından feragat ettiği anlamına gelmez. Tazminat hukuku, borçlar hukuku çerçevesinde ayrı bir talep hakkı doğurur.
3. Sigorta şirketleri, sigortalı adına sorumlu olduğundan, uzlaşma doğrudan onları bağlamaz: Fail ile mağdur arasında sağlanan ceza uzlaşması, sigorta şirketinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Sigorta şirketinin, poliçe kapsamında doğan ödeme yükümlülüğü devam eder.
4. Anayasal güvence ve mağdur hakları: Anayasa’nın hak arama özgürlüğü ve mülkiyet hakkı ilkeleri gereğince, ceza davasında sağlanan uzlaşma mağdurun sigorta alacaklarını talep etme hakkını sınırlandırmamalıdır.
3. İptal Kararının Sigorta Hukukuna Etkileri
Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı, sigorta hukukunda mağdurlar lehine önemli sonuçlar doğurmuştur.
a) Sigorta Şirketlerinin Tazminat Ödeme Yükümlülüğü Devam Ediyor
Bu karar sonrası, ceza davasında uzlaşma sağlanmış olsa bile, sigorta şirketleri tazminat ödemekten kaçınamaz. Özellikle trafik sigortası kapsamında bulunan zararlar, mağdurun sigorta şirketine başvurması halinde karşılanmak zorundadır.
b) Mağdurların Hak Kaybı Önlenmiş Oldu
Daha önceki uygulamada, ceza davasında uzlaşan mağdurlar, sigorta şirketlerinin itirazları nedeniyle tazminat alacaklarını tahsil etmekte güçlük yaşıyorlardı. İptal kararı ile birlikte, artık uzlaşma nedeniyle mağdurun tazminat hakkından feragat etmiş sayılması mümkün değildir.
c) Mahkemelerde Açılan Davalar Daha Kolay Sonuçlanacak
Sigorta şirketlerinin uzlaşmayı gerekçe göstererek açılan tazminat davalarını reddetme ihtimali ortadan kalktığından, mağdurların tazminat alacakları için açtıkları davalar daha hızlı ve olumlu sonuçlanacaktır.
4. Uygulamada Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
a) Uzlaşma Metinlerinde Açık İbareler Bulunmalı
Ceza davalarında taraflar arasında yapılan uzlaşma metinlerinde, tazminat hakkının saklı olduğuna dair açık ibareler bulunmalıdır. Örneğin:
“Taraflar, işbu uzlaşmanın yalnızca ceza hukuku ile ilgili olduğunu, zarar görenin tazminat taleplerinin saklı olduğunu kabul eder.”
Bu tür ifadeler, daha sonra sigorta şirketleriyle yaşanabilecek ihtilafları önleyebilir.
b) Sigorta Şirketine Başvuru Süreleri Kaçırılmamalı
Mağdurların, zorunlu trafik sigortası veya diğer sigorta poliçelerinden doğan haklarını belirli süreler içinde talep etmeleri gerekmektedir. Zorunlu trafik sigortası kapsamında, kaza tarihinden itibaren 2 yıl içinde başvuru yapılmalıdır.
c) Sigorta Şirketi Ödeme Yapmazsa Hukuki Yollar Kullanılmalı
Sigorta şirketleri haksız bir şekilde ödeme yapmaktan kaçınırsa:
• Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurulabilir.
• Mahkemede dava açılabilir.
Emsal Kararlarımız
YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ
2021/18295 E. 2023/11471 K.
”Dosya kapsamından, İlk Derece Mahkemesince Osmancık Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma sırasında tarafların uzlaşması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, 5271 sayılı CMK'nın 253 üncü maddesinin 19 uncu fıkrası gereğince tarafların uzlaştığı, davacının uzlaşma sırasında herhangi bir alacağının kalmadığını beyan ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
18.10.2023 tarihli ve 32343 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 tarihli ve 2023/43 Esas, 2023/141 Karar sayılı kararı ile 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 06.12.2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değiştirilen 253 üncü maddesinin (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin “Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;…” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
Şu durumda, İlk Derece Mahkemesince, yukarıda açıklanan iptal hükmü uyarınca işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.”
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ
2023/1728 E. 2024/69 K.
“Anayasa Mahkemesinin 26/07/2023 tarih, 2023/43 Esas ve 2023/141 Karar sayılı iptal kararının Dairemiz içinde bağlayıcı olduğunun, somut norm denetimi içerdiğinden istinaf aşamasında bulunan ve henüz kesinleşmeyen eldeki uyuşmazlık bakımından da uygulanması gerektiğinin kabulü gerekir. Bu bağlamda yapılan değerlendirmeye göre de CMK'nın 253/19 fıkrasının 5. cümlesi olan "Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz" hükmünün iptali nedeniyle uzlaşma sağlansa bile tazminat davası açılabileceğinden davanın esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/4. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.”
Suç teşkil eden fiil nedeniyle uğranılan zararın uzlaşma süreci içinde bilinmesi her durumda mümkün olmayacaktır. Özellikle maluliyet oranı gibi teknik bazı verilere ihtiyaç duyulan hâllerde uzlaşma süreci içinde zararın sağlıklı şekilde belirlenebilmesi güçleşecektir. Buna göre ilgililerin uzlaşmanın sağlanması durumunda edimi aşan ve tazminat davasına konu edilemeyecek zarara ilişkin her durumda eksiksiz ve doğru bilgiye sahip olabilecekleri söylenemez.
Sonuç ve Değerlendirme
Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı, ceza hukukunda uzlaşma sağlanması halinde mağdurların sigorta alacaklarını talep edemeyeceğine ilişkin sigorta şirketlerinin ileri sürdüğü savunmaları hukuka aykırı hale getirmiştir.
Bu karar doğrultusunda:
1. Uzlaşma, yalnızca cezai sorumluluğu ortadan kaldırır, tazminat haklarını etkilemez.
2. Sigorta şirketleri, ceza davasındaki uzlaşmayı gerekçe göstererek tazminat ödeme yükümlülüğünden kaçınamaz.
3. Mağdurlar, sigorta şirketlerinden doğrudan zararlarını talep edebilir ve ödenmezse hukuki yollara başvurabilir.
Bu karar, sigorta hukuku ve mağdur hakları açısından son derece önemli bir kazanım olup, mağdurların adaletin sağlanması sürecinde haklarını güvence altına almıştır.
Av. Ceren ÇAĞLAR